Bartın’ın tarihi çok eski zamanlara dayanır.  Bartın’ın tarihi gelişimi hakkında bilgi vermek istiyoruz. Bartının tarihçesi ne geçmeden önce Bartın ilinin anlamından bahsedeceğiz.

Bartın İlinin Adı Nereden Gelmiştir?

Bartın ilinin adı, ‘Parthenia’ dan dönüşmüştür. İsminin kaynağı ‘Parthenios’dur. Antik çağdaki Bartın ırmağının adı olan Parthenios; Yunan mitolojisinde, Tanrıların babası Okenaus’un çocukları olan yüzlerce tanrıdan birisi ve ‘Sular Tanrısı’dır. İlahi ve muhteşem akan su anlamında sular ilahı denilir. Bir diğer anlamı da ‘Genç kızlar için koro türküleri’ ya da tanrıça ‘Athena’nın bir sıfatı olan ‘Genç bakire’dir.

Parthenis adı antik çağda verilen Bartın ırmağının kenarında kurulan Bartın kentinin Parthenia ismi ile anıldığı ve Bartın’a zamanla dönüştüğü yazılı kaynaklardan anlaşılır.

Bartın’ın Tarihçesi: Yazılı Kaynaklarda Bartın

Ünlü ozan Homeros, İlyada destanında; Anadolu’dan Truva kentini korumak için gelen cengaverlerle PArthenios Irmağı’nın suladığı ülkeden de yiğitlerin katıldığı anlatılır. Bir eserin de Amasya’lı Strabon’da yine Parthenios’tan söz eder.

İ.Ö. 14. Yüzyılda Bartın kentini Gaskalar sahiplenmiş. Daha sonra Hititler, Frigler, İonlar, Kimmerler, Lidyalılar, Persler, Helenler, Pontuslular, Roma ve Bizanslılar, Selçuklular ve Osmanlılar yurt edinmiştir.

Tarihi ‘Paphlagonia’ bölgesinde bulunan antik kentlerden; Sesamos (Amasra), Kromna (Kuruçaşile) ve Erythinoi (Çakraz) Bartın sınırları içinde yer alır.

Amasra ilçesi antik değerlerinin en fazla görüldüğü yerdir. Dünyada tek olan Kuşkayası Yol Anıtı, kale ve üzerindeki armalar, Kilise ve Chapel, Bedesten, İnziva mağarası antik kentin görünen yüzleri sayılır. Tiyatro (5000 kişilik), Forum, Şeref Yolu, akropol ve nekropol gibi bölümler toprak altındadır.

Bartın’ın Tarihçesi: Eski Çağlarda Bartın

M.Ö. 14. Yüzyılda Bartın’ın ilk sahiplerinin Gaskalar ve M.Ö. 13. Yüzyılda Hititler olduğu kabul edilmekte, daha sonra Bolu Havalisine yerleşen Bitinyalılarla Kastamonu Havalisinde hüküm süren Paflagonyalıların, Parthenios’a kadar sınırlarını genişlettikleri böylece Bartın topraklarının bu iki egemenliğin sınırları içerisinde bulunduğu bilinmektedir. M.Ö. 12. Yüzyıl sonlarında Bithynie Bölgesindeki Bartın Friglerin, Paplagonie Bölgesindeki Amasra Fenikelilerin eline geçmiş, Fenikeliler; Amasra (Sesamos), Ereğli (Heraklia), Sinop (Sinope) ve Tekkeönü’nde (Kromna) ilk Sayda kolonilerini oluşturmuşlardır.

Akdeniz’deki güç dengelerinin M.Ö. 9. Yüzyılda bozulması ile Fenikeliler ve ortakları Karyalılar Amasra ve Kromna’yı terk ettiler. M.Ö. 7. Yüzyıl sonlarında Bartın ve çevresi Kimmerlerin, M.Ö. 6. Yüzyılda Lidyalıların, M.Ö. 547 yılında da Perslerin hakimiyetine girdi. Karadeniz Kolonileri 216 yıllık Pers döneminde Perslon dostluğu sayesinde uzun süre bu statülerini korudular.

Makedonya Kralı İskender, M.Ö. 334 yılında Perslerin hakimiyetine son vererek bölgenin sahibi oldu. Bartın ve Ulus’un yönetimini ‘General Eumenes’ Amasra ve Tekkeönü’nün yönetimini de Fridya Satrabına bıraktı. Amasra yönetimi ancak M.Ö. 302-286 yılları arasında el değiştirerek Kraliçe Amastris tarafından yönetilmeye başlandı. Sesamos adı ile M.Ö. 12. Yüzyıldan beri anılan kent 16 yıllık Kraliçe Amastris Döneminden sonra kraliçenin adını da aldı. Kromna (Tekkeönü), Tios (Filyos-Hisarönü) ve Kyteros (Gideros) bu dönemde sitelerinden oluşan Symoikismos Siteler Birliği’ne başkent oldu. Kraliçe Amstris M.Ö. 286 yılında oğulları tarafından bindiği gemi batırılmak sureti ile öldürülünce yeniden kent Eumenes’ce yönetilmeye başlandı. Yöredeki savaşlar sonrasında Amasra ve Bartın çevresi M.Ö. 279 yılında Pontus Krallığının egemenliğine girdi.

Bartın’ın Tarihçesi: Bizans döneminde Bartın

Anadolu’ya M.Ö. 70 yılında giren Romalılar Pontus Krallığı’nın egemenliğine son vererek yöreye sahip oldular. Bitinya ve Pontusun Roma döneminde Paflagonyadaki bölümü Bitinya-Pontus eyaleti oalrak Satraplıkla yönetilmeye başladı. Bu eyaletin Amasra Pontus bölümü başkenti oldu. Roma İmparatorluğu’nun M.S. 395 yılına dek, Roma-Bizans bölünmesi üzerine de Bizansın payına düşen Bartın ve çevresi uzun yıllar Bizans’ın hakimiyetinde kaldı.

Ortaçağda Bartın ve Amasra

M.Ö. 390 yıllarında Bartın ve çevresi Hazar hükümdarı sahip han komutasındaki Peçenek ve Kumanların, M.S. 798 yıllarında Abdülmelik komutasındaki Müslüman Arapların, 800 yıllarında Selçukluların ve 865 yıllarında da Rusların yoğun akınlarına yol açtı.

Yöreye Türklerin ilgisi 1084 yıllarında başladı. Kutalmışoğlu Süleyman Bey’in komutanlarından Emir Karatiğin 1084 yılında Sinop, Çankırı, Kastamonu ve Zonguldak’ı alarak yörede Ulus, Bartın, Safranbolu ve Devrek’i de kapsayan bir Türk Emirliği kurdu. 1086 yılında ancak Süleyman Bey’in ölümü ve 1096 yılında başlayan I. Haçlı Seferleri, Kuzeybatı Anadolu’ya yerleşen Türkler açısından ciddi sıkıntılar yarattı. Bizans ve Haçlı müttefikler arasında yapılan anlaşma sonrasında başta Amasra, Sinop ve Ereğli olmak üzere İstanbul’dan Samsun’a dek tüm Karadeniz sahili Bizans’ın yeniden hakimiyetine girdi.

Bizans’tan sonra Bartın ve çevresi 11. Yüzyıl sonlarında Anadolu Selçuklarının eline geçti. 200 yıllık Selçuklu döneminden sonra 1326’da Kastamonu yöresine hakim olan Candaroğulları Beyliği ve 1392’den itibaren Osmanlı İmparatorluğu sınırları içinde bulundu.

Osmanlı Döneminde Bartın

1402’de yapılan Ankara Savaşı sonunda bir ara İsfendiyaroğlu eline geçen kent tekrar 1461 yılında Osmanlı Devleti egemenliğine girmiştir. 1460 yılına gelinince Bartın ve Çevresi; Osmanlı imparatorluğu sınırları içerisinde, Amasra ise Ceneviz Kolonisi idi. Türk birliğini Anadolu’da sağlamak Cenevizlilerin elinde bulunan Karadeniz ticaretini ve denizyolunu ülkesine kazandırmak için Kuzey Anadolu Seferine hazırlanan Fatih Sultan Mehmet Han, ilk hedef olarak Amasra, Kastamonu ve Sinop’u seçti. 1460 yılında, Fatih Sultan Mehmet Üsküdar’dan avlanmak için yola çıkarken, Mehmet Paşa Komutasındaki Osmanlı donanması da denizden hareket etti. Bolu’ya Fatih geldiğinde Kastamonu ve Sinop yörelerine hakim olan ve Candaroğulları Beyliği’nin devamı sayılan İsfendiyaroğulları’nın Beyi İsmail Bey, kıymetli eşyalarını padişaha göndererek bağlılığını bildirdi. Ekim ayında yoluna devam eden Fatih Bartın’a gelip ordugahını bugünkü Orduyeri’ne kurdu. Donanması ile iletişim sağlayan haberciler, Donanmanın Amasra açıklamasında göründüğü bildirdiklerinde, Amasra üzerine yürüyen Fatih, Ceneviz Senyoru’ndan kan dökülmeden Amasra’yı teslim aldı.

Osmanlı döneminin Bartın, 1460-1692 yılları arasında Anadolu Beylerbeyliği’ne bağlı Bolu Sancağı sınırları içinde yer aldı. 1692-1811 yılları arasında Bolu Sancağı’nın kaldırılmasıyla Voyvodalıkla yönetilen Bartın, 1811 yılında da Kastamonu vilayetine bağlı olarak yeniden kurulan Bolu Sancağı’na bağlandı. Ticari potansiyeli ile bu dönemde bölgenin Pazar yeri olan ve Oniki divan ismini alan Bartın, 1867 yılında ilçe oldu. Belediye Teşkilatı 1876 yılında kuruldu.

Cumhuriyet Döneminde Bartın

Zonguldak Mutasarrıflığına 1920 yılında bağlanan Bartın’ın 1924 yılında Zonguldak’ın il olması ile birlikte bu ilin ilçesi haline gelmiştir. 07 Eylül 1991 tarihinde de 28.08.1991 tarih ve 370 sayılı yasa ile il statüsüne kavuşmuştur.

Osmanlı döneminde Bartın iline bağlı ilçelerden Cumhuriyetle birlikte bucak statüsüne düşürülen Amasra yeniden 1987 yılında, Ulus;1944 yılında, Kuruçaşile; 1957 yılında ilçe olmuştur.

Hala Bartın’ın Merkez, Amasra, Ulus ve Kurucaşile olmak üzere 4 ilçesi bulunur.