Halikarnassos’ta doğan ünlü tarihçi HEREDOT’a göre Bodrum Dor’lar tarafından kurulmuştur. Daha sonra Karya ve Leleg’ler bu bölgeye yerleşmişlerdir. M.Ö.650 yılında Megeralılar gelerek şehri genişletmişler adını da Halikarnassos olarak değiştirmişlerdir.  Sizlere Bodrum’un tarihçesini anlatmak istiyoruz.

Bodrum’un Tarihçesi

Halikarnassos eski adı olan Bodrum’un tarihi Akdeniz ile Ege’nin birleştiği noktada olmasından dolayı çok eskiye dayanmaktadır. Antik çağda Muğla ile Aydın’ın bir kısmını içine alan bölgeye Karia adı verilmiştir. Karlar ve Lelegler yörenin yerli halkıdır. Kıyıdan içeride, yüksek tepeler üzerinde kurdukları ve surlarla etrafını çevirdikleri köylerde yaşamışlardır.




Bodrumun tarihçesine baktığımızda, iki limanın ortasında olan ve bugünkü kalenin olduğu alan ile onun arkasındaki Göktepe’nin çevresinde Antik Halikarnassos kurulmuştur. Antik kentle ilgili birçok buluntuyu burada yapılan araştırma ve temel kazıları ortaya çıkarmıştır. Halikarnassos’un Vitrivirus topografik bir tanıtımını yaparken kenti tiyatro caveasına benzetmiştir. Kentin sağındaki tepe üzerinde bu arada Afrofit ile Hermes Tapınağı’ndan söz edilmiştir. Bu yer günümüzde limanın batısında bulunan Cefer Paşa Türbesi ile Türk mezarlığının olduğu yerdedir. Maussollos’un sarayı kentin doğusunda yer almaktadır. İç limanın da bugünkü Tepecik Camiisi’nin yakınında olduğu sanılmaktadır. Gizli bir dehlizle Maussollos’un sarayında ulaşılan gizli bir limanın yeri bugün tartışmalıdır. Savaş Tanrısı Mars’ın (Ares) Tepecik Camiisi’nin arkasındaki tepede kutsal alanı, tapınağı ve Timetros’un yaptırdığı Mars’ın anıtsal heykeli bulunuyordu. Günümüze bunlardan hiçbir kalıntı ve buluntu gelmemiştir.

Bodrum’un Tarihçesi Çok Eskilere Dayanır

Bodrum’un tarihçesi, yöredeki yerleşimin Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesi’nde yer alan eserlere bakıldığında, M.Ö. 5000 yıllarına dek inmektedir… Buradaki buluntular ayrıca yüzyıllar boyunca yörenin Ege adalarından kaynaklanan çeşitli istilalara uğradığını, birbirini farklı uygarlıkların da izlediğini işaret etmektedir. Son yıllarda bunun yanı sıra Bodrum’a çok yakın olan Çömlekçi, Yalıkavak ve Müskebi’de ortaya çıkarılan mezarlar ve onlara ait buluntular Myken’lerin de burada yaşamış olduklarına işaret etmektedir.

‘Karyalılar anakaraya adalardan gelmiştir.’ Diye Halikarnassos’lu tarihçi Heredotos (M.Ö. 484-425) söyleyerek kentin kuruluşunu İon kolonistlere bağlamıştır. Mora Yarımadası’nın Heredotos, doğusundan, Trozien’den gelen Dorlar tarafından kurulduğunu söyleyerek ilk gelenlerin bugünkü Bodrum kalesinin olduğu yerde batı rüzgarı anlamına gelen Zephyros Adası’na yerleştiklerini, sözlerine kıyı boyunca tutunduklarını eklemiştir. Karyalılar ile Lelegler yörede yaşayan gerçek Türk halkıdır.




İlyada destanında Homeros da, yörenin yerli halkı olan Troilı’lar ile birlikte Yunanistan’dan gelenlere karşı savunduklarını dile getirmiştir.

Knidos, Kos, Lindos, Kmiros ve İasos’dan sonra Halikarnassos Dor Kolonistlerinin kurduğu Dor Birliği’nin altıncı üyesidir. Fakat birliğin merkezi olan Knidos’ta Apollon onuruna düzenlenen oyunlarla kazandıkları üç ayaklı bronz kazanı tapınağa sunmadıkları için, Tanrı Apollon’a yapılan bir saygısızlık sayılmış ve birlikten çıkarılmıştır. Halikarnassos bunun üzerine İonlara daha yakın olmuş ve M.Ö.V. yüzyılda ekonomik ve siyasal açıdan bir İon kenti görünümünü almıştır.

Karya’nın tümünde olduğu gibi M.Ö. VI. Yüzyılın başlarında Halikarnassos da Lydialıların egemenliğini tanımak zorunda kalmıştır. Karialılar, Lydialılar ve Mysialılar bunu izleyen yüzyılda birbirlerini kardeş kavim saymışlardır. Lydiayı Perslerin ele geçirmesi üzerine diğer batı Anadolu kentleri gibi Halikarnassos da onların egemenliğini tanımıştır.

Anadolu’da Persler egemenlikleri altına aldıkları kentlerde kendilerine bağlı hükümdar sülalelerini ‘Tiran’ adı altında yönetime getirmişlerdir. M.Ö. V. Yüzyılın sonlarında Pers kralı Kserkes’in yanında Halikarnassos tiranı Ligdamis’in kızı Kraliçe I. Artemisia da yer almıştı. Koslular, Nisyroslular ve Kalydonuslular da bu sefere katılmıştı. I. Artemisia Pers kralına bu arada Yunanistan’a karşı bir deniz savaşı yapmasını öğütlemişti. Bu isteği onun yerine getirilmiş ve bu sefere kraliçenin kendisi de katılmıştı.

1.Artemisa’dan sonra Halikarnassos’un başına oğlu Psindalis daha sonra da onun oğlu Ligdamis tiran olmuştur. Tarihte bu tiranlar pek adı geçmeyen silik kişilerdir. II. Ligdamus’un tiranlığında ise Halikarnassoslular zor günler geçirmişler, baskıcı yönetim altında ezilmişlerdir. Heredetos da bu arada onun zülmünden bezerek doğduğu yeri terk etmiş, bir süre sonra geri dönmüştür. İonia ihtilaline Halikarnassos katılmış M.Ö. 468’de Attika-Delos Deniz Birliği’ne üye olmuştur. Birlik üyeleri Termera ve PEdesa’dan tarihi kaynaklardan Halikarnassos’un daha az ödeme yaptığını öğreniyoruz. Perslerin M.Ö. V. Yüzyılın başlarında yeniden bölgeye egemen oluşundan sonra Anadolu’nun bazı kısımları Spartılılara ayrılmış, Mylasa’da yaşayan Hekatommas sülalesinin yönetimine de Karya bölgesi bırakılmıştır. Hekatomnos’un ölümünden sonra yerine geçen Maussolos, Karya Satıraplığının merkezini M.Ö. 367’li yıllarda Halikarnassos’a taşınmıştır.



Halikarnassos’un denizciliğe elverişli konum, savunmasının kolaylığı etkisini göstermiş ve kısa sürede gelişmesine neden olmuştur. Maussollos bu arasa, çevredeki sekiz Leleg kentinde yaşayanları Halikarnassos’ta oturmaya zorunlu kalmış, Rodos ve Kos’u ele geçirmiştir. Vergiye Lykia’ya egemen olarak bağlanmıştır. Çağın ünlü mimar ve heykeltıraşlarını gelişen ve zenginleşen kenti daha da güzelleştirmek amacı ile Halikarnassos’ta toplamıştır. Kenti korumak amacı ile Maussollos’un yaptırdığı 7 km uzunluğundaki Sur Duvarları, limanın çevresinde anfitiyatro biçiminde yayılan şehri çepeçevre kuşatmış. İlk önceleri bir ada iken daha sonra anakaraya bağlanan Zephyria denilen bölgede kurulmuş olan Kraliyet Sarayı şehrin tümünü kontrol edecek biçimde yerleştirilmiş. Maussollos’un M.Ö. 353’de ölümünden sonra Halikarnassos, öz kız kardeşi ve aynı zamanda karısı olan Artemisia II tarafından yönetilmiş. Kocası Mausollos anısına Artemisia’nın yaptırdığı 49 m yüksekliğindki mezar Mausuleum şehrin ortasında ihtişamla yükselmiş ve antik çağın 7 harikasından biri sayılmıştır. II. Artemisia’nın ölümünden sonra ise yerine kız kardeşi Ada ile evlenen İderus geçmiş, o öldükten sonra da Ada satrap olmuş, fakat daha sonrasında küçük kardeşi Piksadoros tarafından Halikarnassos’dan sürülmüştür. Pers’li Satrap Othontopates’in daha sonra yönetimine giren Halikarnassos M.Ö. 334 yılında Karia’ya İskender’in gelmesi ile yerle bir olmuştur.

334’te Büyük İskender, ele geçirdiği Ada’yı yeniden şehri yönetmek üzere çağırmıştır. Şehir bundan sonra M.Ö. 129’a dek bağımsız kalmış daha sonra da M.S. 133’de Roma’nın Asya Eyaletine bağlı küçük bir kent biçiminde varlığını devam ettirmiştir. Bizans ve Selçuklu Devleti’nin daha bir parçası olan Halikarnassos, Rodoslu St. John Şövalyelerinin 1405’te egemenliğine geçmiş, Zeohyria’da St. Peter adına yapımına başlanan Kale, 1522’de Osmanlı Devleti’nin yönetimi sırasında zindan olarak kullanılmış. 1523 yılında Halikarnassos Kanuni Sultan Süleyman’ın Rodos seferi sırasında Osmanlı topraklarına katılmıştır.

1770 yılında Bodrum, Rus donanması, 26 Mayıs 1915’de Fransis Duplex zırhlısı tarafından bombardıman edilmiştir. Bodrum I. Dünya Savaşı’ndan sonra 11 Mayıs 1919’da İtalyanlarca işgal edilirmiş. İtalyanlar Kurtuluş Savaşı sırasında 5 Temmuz 1921’de yöreden çekilerek işgale son vermişlerdir. Muğla’ya bağlı ilçe konumuna da Cumhuriyet’in ilanından sonra getirilmiştir.

Bodrum Kalesi, Boz Kale, Mustafa Paşa Camisi, Tepecik Camii, Adliye Camisi, Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesi, Kale Hamamı, Hacı Molla Hanı, Bodrum Kalesi Şapeli, Bodrum Kümbetleri, Bodrum Yel Değirmenleri ve Türk sivil mimarisi örneklerinden Bodrum’a özgü evleri yer almaktadır. İlçede ayrıca; Tavşanburnu Kaplıcası, Karaada Kaplıcası, Fok Mağarası, Köy ve Bükler gibi doğal güzellikler bulunmaktadır.