Karayipler’de Küba’dan sonra Dominik Cumhuriyeti en büyük ikinci ada olan Hispaniola’yı Haiti ile paylaşmaktadır. Pek komşuların arası iyi değil ancak birbirinden kopamayan hastalıklı bir ilişkileri olduğu söylenebilir. Amerikan etkisinde ve beyzbol meraklısı, İspanyolca konuşan Dominik’e karşılık, Fransızca konuşan, daha çalkantılı ve fakir futbol izleyicisi Haiti tam bir zıtlık oluşturuyor.

Keşif için yola çıkan Kolomb’un adaya ulaşması ile Hispaniola’nın talihi değişmiş. Kolomb Asya’ya ulaşma umuduyla yola çıkmış ilk olarak birkaç küçük ada ve Japonya sandığı Küba’ya uğradıktan sonra ‘La Isla Espanola’ olarak adlandırdığı adada soluğu almış. Günümüz Haiti tarafındaki adanın bu yer aynı zamanda Yeni Dünya’daki ilk Avrupa yerleşimi olmuş. Sonrasında Tainolar ile yapılan çekişmeler ve salgınlardan dolayı Dominik tarafındaki yerleşim günümüz Santo Domingo’suna taşınmış.




Tainolar’a Kolomb iyilik ve cömertliklerinden dolayı hayran kalmış, neredeyse yok olarak bu özelliklerinin karşılığını kölelik ve Avrupa salgın hastalıklarıyla 30 yıl içinde almışlardır. Afrika’dan Tainolar öldükten sonra gelen köleler madenlerdeki işçi açığını karşılamayınca ve Peru, Meksika gibi daha cazip sömürgeler ele geçince, Santo Domingo ticari bir liman haline gelmiş. Küba’ya da ticareti kaptırdıktan sonra gözden uzunca bir süre düşmüş.

İspanya’nın İngiltere ve Fransa karşısında Avrupa’daki savaşlar sonucunda giderek gücünü kaybetmeye başlaması, Hispaniola’ya da mücadeleyi taşımış. İlk olarak 17. yüzyılda İngilizlerin deneyip de başaramadığı işgali, Fransızlar adanın batıdaki üçte ikilik bölümünü alarak başarmışlardır. Fransızlar işgalden sonra adanın batısında şeker üretimine ve köleliğe karlı bir ekonomi oluşturmuşlardır. Fransa’da İspanya gibi 18. yüzyılın başlarında gücünü yitirince ve İngiltere’nin taraftarlığını yaptığı kölelik karşıtı isyanlara daha fazla karşı çıkamayınca, kölelik kaldırılmış. Haitililer adanın batı tarafıyla yetinmeyip, İspanya ile devam eden görüşmelerin sonuçlanmasını beklemeden Dominik tarafını fa istila edip yönetimi 22 sene boyunca devralmışlar. Ta ki Dominik’in bağımsızlığının 1844’teki başlangıcı kabul edilen harekete kadar.

Dominik tarihi bundan sonra Haiti ile karşılıklı çekişmeler, zaman zaman yaşanan katliamlar, İspanya’ya güçsüz anlarda yamanma çabaları ve daha sonra Amerikan güdümüne 19. yüzyılda güdümüne girilmesiyle darbeler ve kukla hükümetler olara isimlendirilebilir.

Bunların tümünü bir kenara bırakırsak, doğal güzellikleri ve macera tutkunları için Dominik öne çıkan bir ülke. Sayısız şelale, göller ve doğal park sunuyor, hem de kano, trekking, dalış gibi sporlar için bulunmaz fırsatlar yaratıyor. Şimdiye kadar birçok filme de bu doğal güzellikler fon olmuştur. Jurassic Park ve Apocalypse Now en önemli iki örnektir.