Herkesin rotası yaz mevsiminde ya Antalya ya da Bodrum’dur diyenleri utandırmak adına Ege’nin pek meşhur olmamış köylerini sizler için inceledik.

Bodrum, Marmaris, Çeşme gibi fenomen tatil beldelerini bir kenara bırakıp, kendimize Ayvalık ve Çanakkale’yi de Ege’den sayarak karavan ile bir tatil turu düzenledik. Yaşam kalitesi ve organik yiyeceklere özellikle doyduğumuz bu tatilde gözlerden uzak ve bakir rotaları seçtik. İsterseniz siz de karadan, isterseniz Ege’nin en ucuna uçarak bu tura başlayın.

Çamlıbel Köy’de Fotoğraf Çekimi: Çamlıbel köyü ilk rotadır. Bu yer Balıkesir Güre’nin bir köyüdür ve burası için söylenebilecek değil görülebilecek birçok şey vardır. bu köy özellikle butik otelleri ile meşhurdur ve en önemli köyün konak noktası ise Albatros Dağ Evleri’dir. Kimse Kaz Dağları’nın eteğine yapışan otelden çıkmak istemiyor. Adeta otelin içi bir doğa harikası.

Her yıl Ağustos ayında köyde bir festival gerçekleşiyor ve 3 gün süresince sürüyormuş.

Her şey bu köyde otantik duruyor, fotoğraf çekimi için mükemmel bir yer.




Hasanboğuldu Şelalesi: Hasan Boğuldu’ya adını bir aşk hikayesi ve hazin sonlu bir Orhan Aksoy filmi, şelalesiyle bir doğa harikasıdır. İsminin neden Hasanboğuldu olduğu ve hazinli aşk hikayesinin detaylarını gitmeniz dileği ile anlatmıyoruz. Ancak Kaz Dağları’nda uğranacak en önemli durak burasıdır.

Müthiş bir doğa harikası manzara, safari turları ve Tahtakuş müzesi ile burada karşılaşacaksınız. Altınoluk’tan şelaleye gelmek için Edremit’e geçerkeb Zeytinli beldesinde burayı sormanız yeterli olacaktır.

Fıstık Çamı İçin Kozak: Bergama Krallığı’ndan beri Ayvalık-Bergama arasındaki yolda fıstık çamı üreten garip bir yerleşim bulunuyor. Gitmeden tarif edilmesi çok zor yerlerden. Adeta Kozak’ta baktığınız her yer fıstık çamı doludur. Yukarıbey, Aşağıbey, Demircidere, Kaplan, Göbeller adlı köyler birliğinin toplamından oluşan Kozak, Ege’nin nimetlerinden fıstık çamının ana yurdu olmuş. Su istediğiniz zaman bile köyde suyunuz sade gelmiyor içerisinde fıstık çamı ile birlikte servis ediliyor.

5 milyon civarında köylüler ağaç olduğunu söylüyor. Yılda şu anda 800 tondan fazla fıstık elde edildiğini duyunca ülkemizdeki tarımcılığın nelere kadir olabileceği aklımıza gelmiyor. Bu nazlı ürüne üreticiler kavuşmanın bedelini bir hayli ağır ödüyor. Bir ağacın bir kere kozalak vermesi için dikiminden sonra 10 yıl geçmesi gerekiyor. bu işleme ‘Çam İndirme’ diyorlar. Kozalakları ‘Keye’ adı verilen sırıklarla topluyorlar. Sevgiyle ve dikkatle. Bir ağaçtan elde edilen fıstık çamının miktarı da yalnızca yedi kilo. Bu köyde vaktiniz olduğunda bu törensel toplamayı izlemenizi hatta kalmanızı tavsiye ediyoruz.

İşlemler sonrasında da sürüyor. 70/80 kg fıstık bir ton kozalaktan çıkıyor. Yemeğe girene kadar fıstık nazenin o eşsiz lezzeti damakta hissettirene kadar yapmadığını bırakmıyor…

Köylülerden, fıstık çamını ayırt etmek için biraz bilgi almak ve seyretmek yeterli olacaktır. daha koyu ve daha uzun yeşil olan ağaçlar fıstık dolu; bu kadar basit.

Kozak, Bergama-Ayvalık arasında. Bütün yol zaten 67 km. her metresi de oldukça güzel. Köylerin tümüne uğramak keyifli olur. Ormanlarla ve kayalıklarla bezenmiş yolun kendisi de başka türlü etkileyici görünüyor.

Nebiler köyünde yer alan şelale görülmelidir. Küçük bir kaplıcası da bulunur. Ayrıca mağarayı da kaçırmayın.

Kazı çalışmaları henüz Ayvatlar’da başlamamış bir antik kent vardır. Atçılar’da bölgede ilk yerleşim başlamış. Aklınızda gezerken bulunsun. Kamp alanları ve yürüyüş parkurları Göbeller’de bulunmaktadır. Kuş gözlemciliği yapmak için de elverişlidir.

Türkmen geleneklerini Demircidere’de gözlemlemek için biraz vakit ayırın.

Tarihi Roma Hamamı’nı Aşağıbey’de mutlaka görün. Hele de bir manzaralı köşesi var ki…

Bisikletçi ve motorcuların en sevdiği rotalardan. ‘Of-road’çuların da favori mekanları arasında yer alıyor.



Egede Ne yenilmeli?

Çam fıstığı, yöresel peynirler ve üzüm! Keşkeği Demircidere’de çok güzel yaparlarmış. Bir de gelin alma da yapılan ‘sura’ var. Kozak fıstığı, kemiksiz kuzu kaburga, kuşüzümü ve dağlardan toplanan otlar hep birlikte fırınlanıyor.

Sığacık: Türkiye’nin nam-ı diğer yavaş mı yavaş Citta Slow ünvanlı şehri Seferihisar Ege’nin en sağlam huzur mekanlarındandır. Sığacık’a ilk kez gelenler kulaklarında tıpa takmış gibi hissedebilirler korkmayın. Karavanımızın biz de homurtusu ile rüzgardan başka ses duyamayacağınız bu yavaş lakin şirin köye geldiğimizde çok şaşırmıştık.

45 km İzmir merkeze uzaklıkta olan Sığacık’ta her Pazar kale içerisinde kurulan Sığacık Pazarı’nda organik yaşam adına her şey var. Ev yapımı baklavalar, börekler, el işleri, reçeller, organik sebzeler ve meyveler yöre halkı tarafından satılıyor ve yaşam hala kale içinde devam

ediyor. Komşusuna tezgahında yoğunluk olan yardım ediyor, emek, iş bölümü, sevgi Pazar günleri her biri tüm ziyaretçiler için birleşiyor ve ziyaret edilesi mekanlardan olmayı başarıyor. Hafta içi gelip günü birlik kaldığımız bu yerde pek bunu deneyimle yemedik ama sorduk soruşturduk. Sahilde bu arada balık yemenizi özellikle de midye dolmasını tercih etmenizi size öneriyoruz. Magazinsel olsa da Kavak Yelleri’nde oyuncu olan Aslı’nın da evi burada bulunuyor.

5 TL ücret ödeyen herkes biz gittiğimizde Aslı’nın evini herkes gezebiliyordu. Yatak odasına bile girebiliyor. Sadece evi gezip görmek için değil 5 TL ücret. İçeride bu ücreti ödeyenler fotoğraf da çektirebiliyor.

Gelenler için evin sahipleri menüler de hazırlamış. Bu eve Sığacık’ta gezenler uğradıklarında gözleme, yaprak sarma ve baklava da yiyebiliyor. Ev yemeği kısmı ufak bütçelere iyi aslında.




‘Kavak Yelleri gözleme’ yazısı evin bahçesinin girişinde sizi karşılıyor. Bu ev yerli ve yabancı turistlerin de ilgisini çekiyor ve Seferihisar’ın dizi sayesinde turizmine katkıda bulunarak ekonomiye de destek veriyor.

Taşköy’üm: Ilıpınar Köyü’ne bitişmiş, Eski Foça yolu üzerinde ilginç bir köy var. Mühendislik harikası yapan bu köyü temellerden biri ODTÜ’lü 3 arkadaşın yaratmış olmasıdır. Haliyle bu köyde zeytin yetişiyor ve kendi makinesinde sıkılıyor, işleniyor, paketleniyor. Mübadeleden sonra arka kısımlarında da kurulan üzüm bağları bulunuyor. Üretim, bu köyün toprağını sıksan çıkıyor. Sabun, zeytinyağı, ahşap ürünlere kadar…

Burada yol üzerinde karavanla seyahat ederken arkadaşlarla durma nedenimiz tamamen mimarisi idi ancak içine girince ayrı bir baş dönemsi yaşadık. Bu bahçesine bile bakılası köye uğramadan geçmeyin.

Birgi Köyü: İzmir Ödemiş’i bilenler bilir. Ancak yine de az bilinir Birgi Kasabası. Doğa ile iç içe Osmanlı tarihini yaşayan bir belde. 10 km Ödemiş merkeze uzaklıkta olan Birgi köyü, Aydınoğulları Beyliği’nden Mehmet Bey tarafından yaptırılan Ulu Cami ile meşhurdur. Bence bu kent Osmanlı ambiyansının dibine vurmak isteyenler için Bursa’yla yarışır.

Köy halkının el işleri, meyvesi, sebzesi ve meşhur Ödemiş patatesi caminin karşısındaki köy meydanında alınabilir. Çakırağa Konağı ve İmam-i Birgivi Medresesi gezilmesi gereken yerlerdendir. Fotoğrafçılıkla ilgilenenler ve doğayı sevenler için eşsiz bir yerdir. İzmir’e geçerken uğramalısınız.

Yeşilyurt: Muğla, Ege’nin tatil incisidir ve Yeşilyurt adlı ilginç bir köy bulunur. Aslında Ege’nin tipik köylerinden farklı olmayan bu köyün ilginç istatistikleri bulunur. Bu köyde okuma-yazma oranı %100’e yakın ancak mücevheri dokumacılığı.

Taşları ilkçağlarda işleyen yöre halkı tütünü zamanla eker ancak tütünün sonra cazip gelir kaynağı olarak çıkması ile Türkiye’nin ilk kadın valisi Lale Aytaman’ın Muğla valiliği döneminde ve eski belediye başkanı Mehmet Güner’in öncülüğünde canlandırılmış ve Pisi, Türkiye’de Beymen, Vakko gibi isimlere dokuma satar ve yurtdışına da ihracat gerçekleştirir hale gelir daha sonra da yürür gider.

Azalan dokumacılığın günümüzde ilginç örneklerini görebileceğiniz bir köy.

Şirince: Maya Takvimi’ne göre 21 Aralık 2012’de kıyametin kopacağına inanan birçok yerli ve yabancı turist İzmir’in Selçuk ilçesine bağlı Şirince Köyü’ne akın etmişti.

Guetmala’daki kazılarda vakti zamanında hem daha eski hem de 21 Aralık 2012 tarihinin daha ilerisini gösteren bir Maya takvimi bulunsa da belli çevreler, 21 Aralık’ta MArduk gezegeninin dünyaya çarparak kıyametin geleceğine sadece yeryüzünde Şirince ile Fransa’nın güneyindeki Bugarach köyünün etkilenmeyeceğini düşünen bir grup vardı. Kıyamet neyse ki kopmadı.

Hala burada kalan turistler var ve ilkçağ örneklerinden ilginç olanlarının bulunduğu kırmızı eti meşhurdur. Aradığınız maneviyatı belki bulamasanız da etinden tatmanızı tavsiye ederim.



Adatepe ve Yeşilyurt Köyleri: Türkiye’de de Yunanistan’a gitmeden önce bunun minyatür köylerini görmeniz mümkündür. Çiçek dolu avlular, taş evler ve köy kahveleri ile şimdilerde Adatepe köyü çok meşhurdur. Hem Adatepe Köyü’nde hem de Yeşilyurt’ta artık trilyonluk evler satılıyor. Altınoluk’ta sakinliğe atlamak isteyenleri bu iki durağı da bulunmaktadır.

Nesin Matematik Köyü: Hangi yaz kampına insanların yollasam dedikleri bir dönemde çocuğunuzu yazı bırakın kışın da göndermek isteyeceğiniz bir köydür burası. Felsefe köyü kurulma aşamaları bile var şimdilerde.

1 km Şirince köyünün uzağında, dağ başında ve mutlak bir ıssızlık içinde, yemyeşil bir ortamda, 7’den 70’e herkesin her seviyede matematik yaptığı, öğrettiği, öğrendiği ve düşündüğü, Nesin Vakfı’na ait 30 dönümü zeytinlik olmak üzere toplamda 55 dönümlük bir köydür.

Yoğunlaşmayı ve düşünmeyi ağustos böcekleri dışında engelleyen, rahatsız edici her türlü öğeden uzak, müzik yayını yok, TV yok. Ancak sıcak su, elektrik ve internet gibi uygarlığın izleri var. Börtü böcek de bulunmaktadır.

Eğitimden en ileri seviyede ilköğretim düzeyinde araştırmaya kadar her türlü matematiksel etkinlik aynı anda yer aldığı köyde Sevan Nişanyan’ın inşa ettiği kütüphane Türkiye’nn bence en iyi mimari yapılarından biridir. hayatın sorunları yerine çevrede sadece matematiksel sorunların olduğu bir mekan insanı gerçekten değişik seviyelere götürüyor.

Bağlarözü: Bağlarözü, Datça’nın Yazı Köyü sınırlarında bulunan en organik şeyleri görebileceğini yerdir. 2014’te biten köyde tarımcılıktan ekolojik bilgilere kadar birçok doğa unsurunu öğrenebiliyorsunuz. Biraz aslında parası olanların köy hayatına sahip olmayı ve burada yaşamayı düşünmesi için yapılmış bir yer ancak ilginç deneyimler katacağından dolayı bu listeye eklemelisiniz.

Karaburun: Çok az koy ve tesisin ilçede bulunmasından dolayı kimse tarafından burası tercih edilmiyor. İşte bakirliği de güzel noktası…

Sakinliğinin dışında Karaburun, dalgalı ama bir o kadar da sualtı zenginliklerine sahip bir yerdir. Balıkçılık ve dalış için alternatif bir rota olarak düşünebilirsiniz. Su altı cennetinin ciddi anlamda olduğu kısım doğrudur.

303 tane buraya gelirken keskin viraj bulunmaktadır. Bu kadar yolların tehlikeli olmasından dolayı bir hayli turist sayısı az oluyor. 7 Kardeşler Dondurmacısı’na uğramadan dönmeyin. Bu işi 150 yıldır yapan ailenin yörenin keçilerinden elde ettiği sütle yaptığı dondurma özellikle de sakızlı dondurmaları oldukça hoştur. Unutmadan her yıl ağustos ayı sonunda ‘Börklüce Şiir Günleri’ Eylül ayı başında ‘Bilim Kongresi’ düzenlenir.

Çakmaktepe mevkii gidilesi değişik yerlerden biridir. bölgede Hititlerin eserlerine rastalnır ve ilginç arkeolojik yapılara ulaşmak da mümkündür. Bu arada İzmir’in en temiz denizi Karaburun’da unutmayın.

Kömür Limanı: Sakin bir koy, Çanakkale’nin Gelibolu tarafında kalan bakir mi bakir bir köyün ucunda bulunur. İstanbul’dan dalmayı severlerin en yakın rotası olarak gösterilen Kömür Limanı Fındıklı Köyü’nde yer alır. Az bir dönem için denizin soğukluğu tatilcileri bölgeye toplasa da koy olarak kalmasından dolayı Saroz’un aşırı dalgalarına maruz kalmıyorsunuz. Kampçılar için de oldukça ideal bir koydur. Kömür’e gidecekler için ufak bir not; çok sağlam bir terlik ya da deniz ayakkabısı gereklidir.

Süngülü Köyü: Travertenler, kaplıcalar ve küçük göletlerle Denizli bir jeoloji cennetidir. Sadece Denizli’yi Pamukkale’deki tatil köylerinden ibaret görmeyip yerel halkı, yöre kültürünü anlamak için Süngülü Köy’de kalabilirsiniz. Zira birçok bölgeye de yakındır. Biraz garip kokusu ile çürük yumurta kokusu var. Kaklık Mağarası, ve Gümüşsu Şelalesi hiç de Pamukkale’ye uzak değil. Gözlemeye benzer Bükme’yi bu köyde yemenizi tavsiye ederiz.

Kuyucular: Kuyucular Köyü; Aydın Umurlu’ya bağlı tipik bir Yörük köyüdür. Hayvancılığı ve dokuma işçiliği ilginç bir kültürün temelini Anadolu’da oluşturur. İlginç Ege bölgesindeki duraklardan biri de Kuyucular köyüdür. Hamur ve süt üzerine yaptıkları yemekleri, ilginç adetleri özellikle ayran ve bazlamalarını yemelisiniz.